1. Giriş: Normatif Çerçeve ve Değişikliğin Bağlamı
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, afet riski taşıyan yapıların ve alanların dönüştürülmesini sağlayarak can ve mal güvenliğinin temin edilmesini amaçlayan özel bir düzenlemedir. Bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ise Uygulama Yönetmeliği ile belirlenmektedir. Yönetmelik, özellikle riskli yapı tespit süreci, maliklerin hak ve yükümlülükleri, itiraz mekanizması ve yıkım prosedürü bakımından belirleyici rol oynamaktadır.
4 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik ile 6306 sayılı Kanun’un Uygulama Yönetmeliğinde bazı önemli düzenlemelere gidilmiştir. Bu değişiklikler özellikle riskli yapı tespit sürecinin teknik ve usuli boyutunu etkileyen hükümler ile tespit sürecinde kullanılan formlara ilişkin güncellemeleri içermektedir. Aşağıda bu değişiklikler, normatif sistem içerisindeki konumları dikkate alınarak incelenmektedir.
2. Riskli Yapı Kavramının Hukuki Niteliği
6306 sayılı Kanun kapsamında “riskli yapı”, ekonomik ömrünü tamamlamış veya yıkılma ya da ağır hasar görme riski taşıdığı teknik raporla tespit edilen yapıyı ifade eder. Riskli yapı tespiti, teknik bir incelemeye dayanmakla birlikte hukuki sonuç doğuran bir idari işlemin temelini oluşturur.
Riskli yapı tespitine dayalı olarak yapılan bildirimler, maliklerin mülkiyet hakkı üzerinde doğrudan etki yaratır. Zira bu tespitin kesinleşmesi halinde yapı hakkında yıkım ve tahliye süreci başlatılabilmektedir. Bu yönüyle riskli yapı tespiti, Anayasa’da güvence altına alınan mülkiyet hakkına müdahale niteliği taşıyabilecek bir sürecin başlangıç aşamasını teşkil eder. Bu nedenle tespit sürecinin usule uygun, teknik olarak denetlenebilir ve yargısal denetime elverişli olması önem taşımaktadır.
3. 4 Şubat 2026 Tarihli Değişikliğin Sistematik İncelenmesi
3.1. Riskli Yapı Tespit Sürecine İlişkin Usuli Düzenlemeler
4 Şubat 2026 tarihli değişiklik ile riskli yapı tespit sürecine ilişkin bazı usuli düzenlemeler yeniden şekillendirilmiştir. Bu kapsamda, tespiti yapmaya yetkili kuruluşların hazırlayacağı teknik raporun içeriği ve raporun idareye sunulmasına ilişkin prosedür daha ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.
Ayrıca bildirim sürecine ilişkin açıklık sağlanmış; riskli yapı tespitinin maliklere ne şekilde ve hangi araçlarla bildirileceğine dair düzenlemeler netleştirilmiştir. Tebligat ve ilan süreçlerinin şeffaflığının artırılması, işlemin hukuki güvenlik ilkesi çerçevesinde yürütülmesi bakımından önem arz etmektedir.
3.2. Tespit Raporu ve Standart Formlarda Yapılan Güncellemeler
Değişiklik kapsamında riskli yapı tespitine esas alınan formlarda ve teknik rapor şablonlarında güncellemelere gidilmiştir. Bu formlar, yapının mevcut durumuna ilişkin teknik verilerin sistematik biçimde kayıt altına alınmasını amaçlamaktadır.
Standart form ve ek belgelerde yapılan değişiklikler, uygulamada yeknesaklığın sağlanması ve denetimin güçlendirilmesi amacına yöneliktir. Bu düzenlemeler, tespit sürecinin sadece teknik değil aynı zamanda hukuki açıdan da izlenebilir ve denetlenebilir olmasını hedeflemektedir.
Elektronik sistemlerin kullanımı ve kayıt süreçlerinin dijital ortama aktarılması yönündeki düzenlemeler de sürecin hızlandırılması ve merkezi veri kontrolünün sağlanması bakımından önem taşımaktadır.
3.3. İtiraz Sürecine İlişkin Hususlar
Riskli yapı tespitine karşı maliklere tanınan itiraz hakkı, sürecin en kritik aşamalarından biridir. Yönetmelik değişikliği ile itiraz sürecine ilişkin usul hükümlerinin daha belirgin hale getirildiği görülmektedir.
İtiraz süresi, itirazın yapılacağı merci ve teknik heyet incelemesinin kapsamı açık biçimde düzenlenmiştir. İtirazın kabulü veya reddi, riskli yapı tespitinin kesinleşmesi bakımından belirleyici niteliktedir. İtirazın reddi halinde ise idari yargı yoluna başvurma imkânı saklıdır.
Bu çerçevede, riskli yapı tespiti idari işlem niteliğinde olup, yargısal denetime tabidir. İdare mahkemelerinde açılacak iptal davalarında yürütmenin durdurulması talebi de gündeme gelebilmektedir.
4. Değişikliğin Malikler ve Uygulama Açısından Hukuki Sonuçları
Yönetmelik değişikliği, maliklerin hak ve yükümlülükleri bakımından çeşitli sonuçlar doğurmaktadır. Özellikle bildirim ve itiraz sürecine ilişkin düzenlemelerin netleştirilmesi, sürelerin kaçırılması halinde ortaya çıkabilecek hak kayıplarının önemini artırmaktadır. Bu nedenle sürecin hukuki boyutunun doğru değerlendirilmesi ve işlemlerin mevzuata uygun şekilde yürütülmesi açısından bir Kentsel Dönüşüm Avukatı tarafından hukuki değerlendirme yapılması önem taşımaktadır.
Riskli yapı tespitinin kesinleşmesi sonrasında yıkım ve tahliye sürecine geçilmesi mümkündür. Bu aşamada maliklerin ortak karar alma süreçleri, pay çoğunluğu ve uygulamaya ilişkin işlemler önem kazanmaktadır.
İdari işlemlerin usule aykırı olması halinde, bu işlemlere karşı iptal davası açılması mümkündür. Ancak yargı sürecinin uzunluğu ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin değerlendirmeler, uygulamada farklı sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle sürecin teknik ve hukuki boyutunun birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
5. İdare Hukuku ve Anayasal Boyut
Riskli yapı tespiti ve buna bağlı işlemler, kamu yararı amacıyla yapılan müdahaleler kapsamında değerlendirilmekle birlikte, mülkiyet hakkına müdahale teşkil edebilecek niteliktedir. Bu nedenle ölçülülük, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri önem taşımaktadır.
İdarenin takdir yetkisi sınırsız olmayıp, işlemler yargısal denetime tabidir. Usule aykırılık, yetki aşımı veya teknik raporun yetersizliği gibi hususlar, idari işlemin iptaline yol açabilecek nitelikte olabilir.
Bu bağlamda, 4 Şubat 2026 tarihli değişiklik ile getirilen düzenlemelerin, sürecin hukuki çerçevesini daha belirgin hale getirmeyi ve uygulamada standartlaşmayı sağlamayı amaçladığı söylenebilir.
Sonuç ve Değerlendirme
4 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik ile 6306 sayılı Kanun’un Uygulama Yönetmeliğinde riskli yapı tespit sürecine ilişkin usul, form ve bildirim mekanizmalarında önemli güncellemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeler, sürecin teknik altyapısını güçlendirmeyi ve uygulamada yeknesaklık sağlamayı hedeflemektedir.
Riskli yapı tespiti, mülkiyet hakkına doğrudan etki eden sonuçlar doğurabildiğinden, yapılan değişikliklerin hem teknik hem hukuki boyutuyla değerlendirilmesi gerekmektedir. Yönetmelik değişikliğinin uygulamadaki etkileri ise idari uygulama ve yargı kararları doğrultusunda zaman içinde daha net biçimde ortaya çıkacaktır.
İlgili Ekler ve Standart Formlar
4 Şubat 2026 tarihli değişiklik kapsamında Yönetmelik eklerinde yer alan standart formlar aşağıdadır:
EK-8 Riskli Alan ve Rezerv Yapı Alanı Tahliye ve Yıkım Tebligat Tutanağı
EK-10 Alan Bazlı Salt Çoğunluk ile Alınan Kararın Bildirim Formu
Kaynaklar
6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ve Uygulama Yönetmeliği
https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=16849&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=54 Şubat 2026 Tarihli Resmî Gazete (Yönetmelik Değişikliği)
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/02/20260204-5.htm


