İmar Mevzuatına Aykırılık Nedeniyle Uygulanan İdari Para Cezalarının İadesi

Mart 12, 2026

İmar mevzuatına aykırı yapı faaliyetleri hem idari yaptırımların hem de ceza hukuku bakımından yaptırımların uygulanmasına yol açabilmektedir. Ruhsatsız yapı yapılması veya ruhsat ve eklerine aykırı şekilde inşai faaliyette bulunulması halinde, ilgili idare tarafından idari para cezası uygulanması söz konusu olduğu gibi, aynı fiil Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil edebildiğinden ceza yargılamasına da konu olabilmektedir.

Bu durum, aynı fiil nedeniyle hem idari yaptırım hem de cezai yaptırım uygulanması bakımından çeşitli hukuki tartışmaları beraberinde getirmiştir. Kanun koyucu, bu sorunu gidermek amacıyla 3194 sayılı İmar Kanunu’nda özel bir düzenlemeye yer vermiş ve belirli koşulların varlığı halinde imar para cezalarının iadesine imkân tanımıştır. Bu düzenleme, hukuk sistemlerinde kabul edilen ve “non bis in idem” (aynı fiilden dolayı iki ayrı ceza verilemeyeceği) olarak adlandırılan ilkenin imar hukuku bakımından mevzuata aktarılmış halidir.

İmar Hukukunda Ruhsat Zorunluluğu ve İdari Yaptırımların Kapsamı

3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca, Kanun kapsamına giren yapıların büyük çoğunluğu bakımından inşaata başlanabilmesi için ilgili belediye veya valilikten yapı ruhsatı alınması gerekmektedir. Ruhsat alınmaksızın yapı yapılması veya ruhsat ve eklerinde öngörülen koşullara aykırı şekilde inşai faaliyet yürütülmesi halinde idare tarafından çeşitli yaptırımlar uygulanmaktadır.

Bu kapsamda İmar Kanunu’nun 32. maddesinde ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıların tespiti halinde uygulanacak idari işlemler düzenlenmiş; 42. maddesinde ise söz konusu aykırılıklar nedeniyle uygulanacak idari para cezalarına yer verilmiştir. Bu yaptırımların amacı, imar düzeninin korunması ve şehirleşmenin planlı şekilde yürütülmesinin sağlanmasıdır.

Fiilin Ceza Hukuku Bakımından Değerlendirilmesi

İmar mevzuatına aykırı yapı yapılması yalnızca idari yaptırımlara konu olan bir ihlal değildir. Aynı fiil, Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesinde düzenlenen “imar kirliliğine neden olma suçu “kapsamında da değerlendirilmekte ve sorumlular hakkında ceza yargılaması yapılabilmektedir. Özellikle belediye sınırları içinde ruhsatsız veya ruhsata aykırı bina yapan veya yaptıran kişiler, hapis cezası ile karşı karşıya kalabilmektedir.

Bu nedenle uygulamada, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapı yapılması nedeniyle kişilere idari para cezası uygulanırken, aynı eylem nedeniyle ceza mahkemelerinde de yargılama yapılması söz konusu olabilmektedir.

İmar Para Cezalarının İadesine İlişkin Düzenleme

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin yedinci fıkrasında, imar para cezalarının iadesine ilişkin özel bir düzenleme yer almaktadır. Anılan hüküm uyarınca, imar mevzuatına aykırı yapı yapılması nedeniyle idari para cezası uygulanmış olması halinde, aynı fiil sebebiyle Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesi kapsamında mahkûmiyet kararı verilmesi durumunda, daha önce tahsil edilmiş olan idari para cezasının ilgili kişiye faizsiz olarak iade edilmesi öngörülmüştür.

İmar Para Cezasının İadesinin Şartları

İdari para cezasının iadesinin söz konusu olabilmesi için bazı koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:

  • Tarih Kriteri: İade hükmü 17.12.2009 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, bu tarihten önce kesinleşmiş para cezaları için iade mekanizması işletilememektedir.
  • Ceza Mahkemesinde Mahkûmiyet Kararı Bulunması: TCK 184 kapsamında hapis veya adli para cezası verilmiş ve bu kararın kesinleşmiş olması şarttır. Mahkûmiyet hükmünün ertelenmiş olması iadeye engel teşkil etmez.
  • HAGB Kararının Durumu: Danıştay ve genel yargı pratiği, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararını teknik olarak mahkûmiyet saymadığı için iadeyi kabul etmeyebilmektedir. Ancak bazı istisnai Bölge İdare Mahkemesi kararlarında, eylemin sabit görülmesi nedeniyle HAGB durumunda da iadenin mümkün olduğu belirtilmiştir.
  • Fiilin Aynı Olması: İdari cezaya ve ceza mahkûmiyetine konu olan eylemin aynı fiil (aynı yapılaşma faaliyeti) olması zorunludur.
  • Özel Kanunlarla Çakışma: Eylem hem imar kirliliği hem de sit alanı gibi özel kanunları ihlal ediyorsa ve kişi daha ağır cezayı öngören özel kanundan mahkûm olmuşsa, “imar kirliliği” fiili sabit görüldüğü sürece Danıştay iadenin yapılması gerektiği görüşündedir.
  • İdareye Başvuru Yapılması: Mahkûmiyet kararı kesinleştikten sonra ilgili idareye (Belediye veya İl Özel İdaresi) yazılı olarak başvurulması şarttır; süreç kendiliğinden işlememektedir.

İdarenin Talebi Reddetmesi Halinde Başvurulabilecek Hukuki Yol

İdare tarafından yapılan başvurunun reddedilmesi veya belirli süre içinde cevap verilmemesi halinde, söz konusu işlem idari yargı denetimine tabi olacaktır. Bu durumda ilgililer tarafından idare mahkemesinde dava açılarak idari para cezasının iadesi talep edilebilir.

İdari yargı mercileri, kanunda öngörülen şartların gerçekleştiğini tespit etmeleri halinde idarenin ret işlemini iptal ederek tahsil edilmiş para cezasının iadesine karar verebilmektedir.

Sonuç

İmar mevzuatına aykırı yapı yapılması nedeniyle uygulanan idari para cezaları, aynı fiil sebebiyle ceza mahkemesinde verilen mahkûmiyet kararı sonrasında hukuki açıdan yeniden değerlendirilmesi gereken yaptırımlar arasında yer almaktadır.

3194 sayılı İmar Kanunu’nda yer alan düzenleme uyarınca, bu durumda tahsil edilmiş olan idari para cezalarının ilgili kişiye iade edilmesi mümkündür. Ancak bu sürecin sağlıklı şekilde yürütülebilmesi için ceza yargılaması sonucu verilen kararın niteliği, idari para cezasının hukuki dayanağı ve idareye yapılacak başvurunun usulü gibi hususların dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir.

 

Yazar: Öngören & Karali Hukuk Bürosu

Öngören & Karali Hukuk Bürosu - Prof. Dr. Gürsel Öngören ve Ertuğrul Karali ortaklığında çalışmalarına devam etmektedir.

HEMEN ARA
close-image